“Nöbetçi felsefeci” YÖN FM’de düşündürüyor

Mikrofonda felsefe

                                     14 MART 1998 RADİKAL GAZETESİ

Zeki Taş,radyoculuğun gelişiminin Beyaz’dan,parçalanmış aile sorunlarının Mahsun Kırmızıgül’den sorulmasını anlayamayan radyoculardan

Felsefenin nöbeti tutulurmu?. O’na göre tutulur. İ.Ü. Felsefe bölümünden mezun olan Zeki Taş,”neden nöbetçi felsefeci?” sorusuna “felsefenin nöbetinin insanlık adına tutulması gerektiğine inanıyorum” diye cevap veriyor.Birbuçuk  senedir 96.6 frekansından yayın yapan Yön FM’de Çarşamba akşamları yayınlanan “Nöbetçi Felsefeci” programının yapımcısı ve sunucusu Zeki Taş.Böyle bir program yapmasının nedeni ise herkesin bir anlamda felsefenin içinde olduğuna inanması.İzleyicilerin magazin ağırlıklı programlarla oyalanmalarını engellemek ve tutarsızlıkları ayna tutarak göstermek istiyor.
Konularını felsefenin içinden seçen Taş, konuklarının daha çok kıyıda köşede kalmış kişiler olmasını yeğliyor ama konusuna göre yetkin bir kişiyi de davet ediyor.Canlı telefon bağlantıları için de, “insanım diyen, felsefe tartışmak isteyen herkesi biz konuk olarak alıyoruz.” Diyor. İlk programlarda dinleyiciler “felsefe bize uzak” demişler ama zamanla dinleyiciler ona, o dinleyicilere alışmış.
Her programda farklı bir konu tartışılıyor. “Zaten felsefede kesinlik, bitmişlik yoktur. Benim amacım dinleyiciyi düşünmeye yönlendirmek ya da açıp bir kitabı karıştırmaya. Sorulara cevap vermekten ziyade insanların kafasında yeni sorular oluşturabilmek adına program yapıyorum.”
Doğru ve farklı birşeyler yaptığına inanıyor. Bazı programların insanları televizyon karşısına çekebilmek ve çerez yedirebilmek için yapıldığını iddia ediyor. Örnekler oldukça bol. A Takımı,”Abdurrahman Çelebi” olarak tanımladığı Beyaz Shov, Televoleler, Paparazziler ve “gülmek” için seyrettiği Reha Muhtar’lı Show Haber ve Sadettin Teksoy. Özel kanallardaki star kavramına karşı. “İbrahim Tatlıses türküsünü söylesin, Reha Muhtar adam gibi programını yapsın geri kalan beni ilgilendirmez, zaten ilgilendirmemeli.”
Türkiye’de insanlardan bir konuda görüş alınacağı zaman genelde medyatik tiplerin seçilmesiyle dalga geçiyor; “Radyoculuğun gelişimi Beyaz’dan soruluyor, parçalanmış aileler konusunda Mahsun Kırmızıgül’den görüş alınıyor. Neden gündemde tutulmaya çalışıyorlar? Bunlar düşünmemizi engellemeye çalışıyorlar, yalnızca eğlenin diyorlar. İnsanların bu programları seyretmesi onların bilinçsizliğinden değil başka alternatiflerinin olmamasından.” Medyanın insanlara bir şey vermeyerek onları kültürel anlamda öldürmeye çalıştığını ama kendisinin onlarla aynı aletleri kullanarak tam tersini yapmaya çalıştığını anlatıyor. “Kaliteli adam yok, kaliteli olmaları için kalıcı olmaları gerekir. Ben ışıklı medya dünyasının gerisinde bir insanım ama kalıcı olduğuma inanıyorum. Onların büyük gemileri var. Ben o gemilerin içindeki filikalarda yer alıyorum. Bir gün o gemiler batacak. Filikalardakiler kurtulacak.”